Bu yazımızda bahsi geçen konuların hiçbirisi tüm arama motorları için geçerli olacak kesin bilgiler değildir. Mevcut uzun süreli tecrübelerimiz ve müşteri geri dönüşleri ile oluşturulmuş temel bilgilerdir. Sitenizin içeriğini yönetmekte tümünü ya da bir kısmını yöntemlerinizin arasına ekleyip eklememek tamamen sizin kararınız olacaktır.

Hata 1: Harekete geçirici mesajların açık olmaması

Sayfanın amacı her gelen ziyaretçi için açık ve net olmalı. Sayfanıza gelen ziyaretçinin bir sonraki hareketinin ne olmasını istiyorsunuz? Bir çok web sitesi e-ticaret değil, haliyle ulaşmak istediğimiz sonuç net olmayabiliyor, ama yine de gelen ziyaretçinin sitenizde kalmasını istediğiniz kesin. Amacınız “mağaza sayfamı ziyaret etsinler” olsa bile bunu insanların net olarak anlayacağı şekilde göstermeniz gerekiyor. “Mağazamızı ziyaret edin” tuşunu sitenize eklemelisiniz, amacınızı açıkça ziyaretçilerinize göstermekten çekinmeyin. Bir blog sahibi iseniz ziyaretçilerinizin bir sonraki okumak isteyecekleri yazının ne olduğunu tahmin edebilmelisiniz şu anda okudukları metinlerden, veya bir PDF indirilmesini istiyorsanız bunu ziyaretçiniz halen sitenizde iken yapmalısınız. Makinelerin sizin işinizi yapmasına izin vermeyin, her yazının sonuna amacınızı belli edecek bir harekete çağrı seçeneği koyabilirsiniz.

Hata 2: Ziyaretçinizin yolculuğunun tüm aşamalarında içerik eksikliği

İçerik denetimleri yaparken sık sık yaptığımız bir şey de, her sayfada satışa yönelik hedefleri (farkındalık, düşünme, satın alma veya koruma) takip etmektir. Bazen farkettiğimiz şey ise müşterilerimizin ziyaretçileri için orantısız bir şekilde satın alma içeriği oluşturması ancak bunun yanında farkındalık, düşünme ve koruma için yeterli içeriğin olmaması. Blog ve içerik sunumu yapan sitelerde durum her zaman böyle olmasa da, düşünme ve koruma aşamaları genelde göz ardı edilir. Alıcı döngüsü her ürün için farklı olacak olsa da, aşama ne kadar kısa olursa olsun her aşamaya hitap eden içeriğe sahip olmak hala önemlidir.

Her aşama için bazı içerik örnekleri aşağıdadır:

  • Farkındalık: Blog yazıları (açıklayıcılar, how-to, vb.), e-kitaplar, eğitim web seminerleri, infografikler
  • Düşünme: Ürün karşılaştırmaları, vaka çalışmaları, videolar
  • Satın alma: Ürün sayfaları, deneme teklifleri, demolar, kuponlar
  • Koruma: Blog yayınları (ürün uygulamaları, başarı öyküleri, vb.), haber bültenleri, sosyal medya içeriği

Hata 3: Müşteri görüşlerinin tüm potansiyeli ile kullanılmaması

İnternet web ortamında müşteri görüşlerine ayrılmış bir çok sayfa bulunmakta. Kim Yelp, Google Business veya Tripadvisor gibi üçüncü taraf sitelerde yapılan incelemeler yerine kendi sayfanızdaki müşteri görüşlerine güvenir? Hiç kimse. Müşteri görüşlerinin de sitemizde bir yeri var tabii, sadece müşteri görüşleri sayfasında değil.

Bir referansı kullanmanın en iyi yolu, onu uygun sayfayla eşleştirmektir. Bir müşterinin ürününü ne kadar kolay ve hızlı aldığına dair bir görüş ise, bunu bir gönderim/kargo sayfasında kullanın. Bir sorunun nasıl çözdüğü konusunda bir görüş ise, bunu ürün sayfasında kullanın. Bu, içeriğinizi geliştirecek ve olası bir müşterinin satın alma kararıyla ilgili endişelerini hafifletmeye yardımcı olacaktır.

Görüşler, aramada yerel alaka düzeyinizi arttırmanıza yardımcı olabilir. Belirli şehirleri hedefleyen bir mağazanız varsa, bilgileri toparlarken müşterinin şehrini sorun. Ardından, uygun konum sayfalarında şehirleri ile birlikte alakalı görüşleri ekleyin. Mağazanız Ankara’da olsa da, İstanbul’da yaşayan ve konumlarını ekleyen müşterilerinden gelen görüşler ile, hem arama motorlarına hem de kullanıcılara İstanbul’daki insanların bu sayfadan alışveriş yaptıklarını anlamasına yardımcı olacaksınız.

Hata 4: Yerelleştirilmemiş içerik oluşturmak (eğer önemliyse)

Eğer işletmenizin bulunduğu yer satışlarınız için önemliyse sadece müşteri görüşlerini yerelleştirmeniz yetmeyecektir, aynı zamanda içeriğinizi de yerelleştirerek ziyaretçilerinize uygun yönlendirmeler yapmanız gerekecek. Araba satıcılarından örnek verecek olursak, her biri yaklaşık ürünlerle hizmet verdikleri için içerikleri birbirine çok yakın şekillerde oluşuyor. Ancak en iyi araç satış ve kiralama siteleri içeriklerini işletmelerinin bulundukları yerlere göre yerelleştirerek özelleştiriyor. Örneğin Karadeniz Bölgesi dağlık alanların fazlalığı ve yolların yıpranmışlığı, ayrıca üst kesimlerden alt kesimlere ürün taşınmasının fazlalığı sebebiyle daha çok arazi tipi ve ticari araçlara ihtiyaç duyuyor. Burada araçların şehir içindeki benzin tüketimi oranlarından çok dayanıklılıkları ve kapasiteleri ön plana çıkıyor. Bu durumda sizin web siteniz de satış personelinize en çok gelen sorular ile şekillenmeli, ancak bu şekilde yol (!) katedebilirsiniz.

Hata 5: Fiyatlardan bahsetmemek

Birçok şirket, özellikle B2B (business to business – firmadan firmaya) şirketleri fiyatlarını sitelerinden yayınlamak istemezler. Özellikle “hizmetleriniz ne kadar tutuyor?” sorusuna cevap “talebe göre değişiyor” ise bu anlaşılabilir bir durum. Asıl problem ise herkesin web sitenizi incelerken fiyat bilgisini aradığı bir ortamda, fiyat bilgisini vermekten tamamen kaçınmaktır. Fiyatlandırma ile ilgili herhangi bir içeriğin olmaması çok önemli bir kaçırılmamış fırsattır ve arama yapmadan veya takip için bir form göndermeden önce maliyet aralığınızı bilmeyi tercih eden potansiyel müşterileri rahatsız eder. Web sitenizde fiyatlandırma bilgilerine (veya fiyatlandırmayı nasıl belirlediğinize dair az da olsa bilgi) sahip olmak potansiyel müşterilere yardımcı olması açısından karşılıklı fayda sağlayacaktır. Bir müşteri fiyat aralığınızı bilir ve daha fazla bilgi için hala ulaşırsa, fiyatlandırma bilgisi almak için ulaşan kişiden çok daha iyi bir müşteri potansiyeline sahip olurlar. Bu; satış ekibinize, zamanlarını fiyat yüzünden satış yapılamayacak müşterilere harcamaktan kurtarır. Web sitenizde fiyatlandırma bilgisine sahip olmak, potansiyel müşteriye güven oluşturmanıza da yardımcı olur. Fiyatlandırma konusunda şeffaf değilseniz, alabileceğiniz kadar ücret almaya çalışıyormuş gibi görünüyorsunuz demektir. Sağladığınız daha fazla bilgi, işletmenizi daha güvenilir gösterir.

Hata 6: Jargonda kaybolmak

Gerçek dünyada harika işler yapan birçok firma var. Ve çoğunlukla web siteleri yaptıkları işi yeterince iyi yansıtamıyor. Web sitesinin içeriğinin hazırlanması için görevlendirilenlerin ürün ve yapılan işlere yakın kişiler olması çok da ender bir durum değildir. Bu sebeple bazen, jargon ve teknik dil içeriğe egemen olur ve müşterinin siteye gelirken sahip olduğu ilgi bu teknik dilin içinde kaybolur. Bir ürün ya da hizmeti açıklamak söz konusu olduğunda Joel Klettke’nin MozCon 2017’de söyledikleri en iyi ifadeler olacaktır. Bir web sayfası şunları içermelidir:

  • Ürün nedir ve bir potansiyel müşteri bunu neden umursamalı?
  • Bu ürün, müşterinin hayatını nasıl daha kolay/daha iyi hale getirecek?
  • Bir sonraki adım nedir?

Ayrıca, web sitenizde ürünle ilgili iş sonuçlarını, gerçek kullanım durumlarını ve müşteri başarı hikayelerini de dahil etmek önemlidir. Bu daha fazla güven oluşturur ve ürünlerinizle ilgili iddialarınızı destekler. Bunu yapmak, müşterilerinize jargonun yapamayacağı bir şekilde konuşabilmenizi sağlayacaktır.

Hata 7: HTTPS geçişi sonrası sayfa kopyaları oluşması

günümüzde daha fazla sitenin SSL sertifikası alması ve HTTPS’e geçmesiyle, web sitenizin tamamının yanlışlıkla kopyalarının oluşmasını önlemek için HTTP sürümünden HTTPS sürümüne ayarlanmış 301 yönlendirmesinin bulunduğundan emin olmak artık her zamankinden daha önemlidir. Arama motorları, bir sayfanın hangi sürümünün belirli bir arama sorgusuyla daha alakalı olduğuna karar vermek için mücadele ederken, yinelenen içerik arama sıralamasını etkileyebilir.

Hata 8: Kötü iç bağlantı ve site mimarisi

Bir sitede içeriğinin organizasyonu da içeriği kadar önemlidir. Uygun bir organizasyon olmazsa, kullanıcılar bir web sitesinde başarılı bir şekilde gezinmek için zorlanabilir ve arama motorları, hangi sayfaların en önemli olarak kabul edildiğini belirlemekte oldukça zor zamanlar geçirebilir. En önemli sayfalarınızın kolayca bulunacak şekilde yapılandırıldığından emin olmak, bunları menülerinizde listeleyerek, iyi bir kullanıcı deneyimi oluşmasını ve bu sayfaların daha iyi performans göstermesini sağlayacaktır. Önemli sayfaların kolayca bulunabilmesinin bir yolu da iç bağlantılar ile gerçekleşiyor. Tek bir ürününüzün sitenizin odak noktası olmasını istemiyorsanız, ürün sayfalarınızdan ana sayfanıza link vermemek tam bir hayal kırıklığı yaratacaktır. Bir siteyi denetlediğinizde birbiri ile bağlantısı olmayan ama birbiri ile ilgili sayfalar bulursunuz, bu sayfaları not alın ki bu sayfaları daha sonra birbirleri ile bağlantılı hale getirebilesiniz.

Sonuç olarak

Sitelerde içerik yönetimi oldukça subjektif bir konudur. Bir içeriğin iyi ya da kötü olduğunu tanımlamak genelde bizi gri bir alanda bırakmaktadır. Tüm içerik değerlendirmeleri sayfanızı ziyaret eden kişinin kişisel görüşüne bağlı olduğundan sitenizi oluştururken, işinizi ve hedef kitlenizi iyi tanımlayarak işe başlamalı; gerisini ziyaretçilerinize bırakmalısınız.